SON DAKİKA

ÇERMİK GAZETESİ
reklam

Dolgunyürek; “Okullarda çağdaş uygulamalara bir an önce geçmeliyiz”

Dolgunyürek; “Okullarda çağdaş uygulamalara bir an önce geçmeliyiz”
Bu haber 14 Ocak 2018 - 23:55 'de eklendi ve 105 kez görüntülendi.
  • Öğretmenin amacı çocuğun önünü açmak olmalı

 

Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen proje kapsamında Aile Bakanlığı eğitmeni Ali Dolgunyürek, öğretmen ve öğrencilerle bir araya geldi. Dolgunyürek, okullarda çağdaş uygulamalara bir an önce geçilmesi gerektiğini söyledi.

Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karacağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen ortaklaşa proje kapsamında Aile Bakanlığı Eğitmeni Ali Dolgunyürek ilçemizde öğretmen ve öğrencilere 3 gün boyunca seminer verdi.

Sabahları Çermik Anadolu Lisesi konferans salonunda öğrencilere verilen seminerde sınav kaygısı ile başa çıkma, doğru nefes alma teknikleri gibi çeşitli konularda eğlenceli sunumlar yapılırken, bu sunumlara öğrenciler de dahil edildi.

Öğleden sonraları ise Kaymakamlık konferans salonunda öğretmenlere yönelik seminer verildi. Öğretmenlerin çocuğun ruhuna dokunması gerektiğini belirten Eğitmen Dolgunyürek, bunu başaramayan öğretmenlerin 25 yıl memur mantığıyla çalışmasını sürdürüp emekli olacağını söyledi. Eğitmen Dolgunyürek, başarılı olmak için okullarda çağdaş uygulamalara bir an önce geçilmesi gerektiğini belirterek özetle şöyle konuştu;

“Ülkemizde üniversiteye giren öğrenci sayısı açıköğretim dahil yüzde 16 seviyesinde. Avrupa’da ise bu oran yüzde 30’larda. Şimdi öğretmen olarak bu yüzdelik dilimine öğrencilerinizin ne kadarını atabilirsiniz? Atamazsanız 25 yıl memur mantığı ile emekli olup gidersiniz.

Bugün okulların bir bölümünde disiplin sorunları yaşanmaktadır. Bu sorunların çözülmesinde çeşitli yaklaşımlar benimsenmektedir.

Bu yaklaşımlar genel olarak ikiye ayrılabilir. Birincisi; öğretmen ve idare ellerindeki yetkileri kullanarak patronca davranarak sorunları çözmeye çalışırlar. İkincisi; öğretmen ve idare lider olarak davranışlar sergiler ve sorunları çözmeye çalışırlar.

Biz bu çalışmamızda okullarımızdaki disiplin sorunlarının lider yaklaşımı ile çözülmesini öneriyoruz.

Öğrenciler huzur bozucu olduğunda ya da çalışmadığında, birçok öğretmen de patronca davranma eğilimindedir. Bu patronca yaklaşım kestirip atmayı öngörür. Sorunu çabucak denetime almalarını sağlayacak basit bir şey yapmak isterler.

Patron öğretmenlerin birçoğu, öğrencileri okuldan atmaktan hoşlanırdı ama huzur bozucu öğrenciler bile okulda kalma hakkına sahip; öğretmenlerin de bu öğrencilerden kurtulması neredeyse olanaksız .

Huzur bozucu olanlar, genellikle ihtiyaçlarını okulda karşılamakta büyük zorluk çeken öğrencilerdir. Sonuç olarak okul, okul çalışması ve öğretmenler, öğrencilerin kalite dünyalarında pek yer almaz. Bu öğrencilerin sınıfta bulunduğu herhangi bir anda, istedikleri ve sahip oldukları arasında büyük bir uçurum olabilir. Bu uçurumun derinliği, kızgın ve başkaldırıcı bir tutum benimsemelerine zemin hazırlar.

Birçok öğrenci okulda öğrendiklerinin günlük hayatta ne işlerine yarayacaklarını bilmemektedir. Öğretmenlerin anlattıkları derslerin hayatımızda nerelerde kullandığımızı somut örneklerle, sürekli anlatmaları ve hatırlatmaları gerekir.

Huzur bozucu öğrencileri sınıftan atmak, okuldan uzaklaştırmak veya okuldan sonra gözetim altında tutmak, belli bir andaki soruna yönelik denetim sağlayabilir, ama ana sorunun çözümüne katkı sağlamaz. Asıl bulunması gereken, bu öğrencileri kaliteli öğrenme sürecine nasıl katacağımızdır.

Kalite okulunda, lider-öğretmenler, huzur bozucu bir öğrenciyle, ceza olmaksızın başa çıkmanın yolunu öğrenirler. Bu, hem durumu denetime alan, hem de öğrenciyi, sınıfta çalışma düşüncesine alıştıran bir yoldur.

Birçok öğretmenin aklına ilk gelenlerden biri öğrencinin ailesini aramaktır; ama bu, düşünüldüğü gibi işe yaramaz. Bu yola başvuran patron-öğretmenler, ebeveyn’in, çocuğu sınıftaki davranışlarından ötürü cezalandırmasını ister. Aynı zamanda patron- yönetici olan anne baba da bunu yapmaya dünden razıdır. Öğrenciler ise hiçbir durumda cezalandırılmaktan hoşlanmazlar ve bu durumda, öğrenci, okulu, evde yaşadığı sorunun kaynağı olarak görür. Bu yaygın uygulama sorunları çözmek bir yana, katlayarak artırır.

Bizim okullarımızda bu uygulama yıllardır kullanıldığı halde bir faydasını şimdiye kadar görmedik.  Öyleyse çağdaş uygulamalara bir an önce geçmeliyiz yoksa disiplin sorunları her geçen gün artıyor; bizler çaresiz bekleyemeyiz. Bizim eğitim sistemimizin de öğretmen merkezinden öğrenci merkezine doğru yavaş yavaş kaydırılması gerekir.

Bir defa şunu düşünmeliyiz. Bu mesleği iyi niyetle idealist olduğunuz için mi, yoksa para kazanmak için mi yapıyorsunuz? Eğer para kazanmak için ise az önce de ifade ettiğim gibi 25 yıl memur mantığı ile işinizi yapar emekli olup gidersiniz.

Ama idealist öğretmen iseniz dersin programını kendinize ve çocuklara göre ayarlayın. Burada zaten amaç çocuğun önünü açmaktır. Bize bilimsel, eleştirel düşünce lazım. Ben öğretmenliği toplum için, millet için yapıyorum diyen yalan söylüyordur. Öğretmenliği kendiniz için, liderlik için, haz duygusuna varmak için yapmalı ve bu doğrultuda çalışmalısınız. O zaman çocuğun sorunu olduğunda dokunduğunuz an ruhuna da dokunmuş olursunuz.”

Eğitmen Ali Dolgunyürek panel boyunca öğretmenleri de tıpkı öğrenciler gibi panele dahil ederek öğretmenlerin konunun içine kalmasını sağladığı gözlemlenirken, panel sonrası Milli Eğitim Müdürü Murat Bozdğan tarafından Eğitmen Dolgunyürek’e katkılarından dolayı plaket takdim edildi.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
şanlıurfa urfa