SON DAKİKA

ÇERMİK GAZETESİ
reklam

Kalabalık ortamlar virüs yatağı

Kalabalık ortamlar virüs yatağı
Bu haber 18 Aralık 2017 - 1:28 'de eklendi ve 65 kez görüntülendi.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Saim Dayan, havalandırmanın iyi olmadığı kalabalık ortamlarda 200’den fazla virüsün havadan damlacık yolu ile enfeksiyona neden olabildiğini söyledi.

Soğuk kış aylarının başlaması ile birlikte solunum yolu ile bulaşan enfeksiyon hastalıklarında da artış görüldüğünü belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Saim Dayan; “Okul, alış veriş merkezleri, sinema, tiyatro ve toplu taşıma araçları gibi kalabalık ortamlarda enfeksiyon bulaşması genellikle iki değişik yol ile olmaktadır. Bunlardan birisi hapşırma ve öksürük sonucu havadan damlacık yolu, diğeri ise ortak kullanılan malzemeler ve doğrudan temastır.” dedi.

-Kalabalık ortamlarda 200’den fazla virüs bulunuyor

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Saim Dayan, konuşmasını şöyle sürdürdü; ‘Kış döneminde öğrencilerin daha sık hastalanmalarının nedeni soğuktan çok; kalabalık yaşam ortamı, havalandırmanın iyi olmaması, düşük nem oranı ve kötü hijyen şartlarıdır. Bu tür ortamlarda 200’den fazla virüs havadan damlacık yolu ile enfeksiyona neden olabilmektedir. Bu nedenle bazı çocuklar bir yıllık okul dönemi boyunca ortalama 5-7 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilmektedirler.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının ana nedeni grip veya soğuk algınlığıdır. Bu iki hastalığı birbiri ile karıştırmamak gerekir. Soğuk algınlığına neden olan çok sayıda virüs mevcut iken grip etkeni İnfluenza A ve İnfluenza B virüsleridir. Grip zannedilen çoğu üst solunum yolu enfeksiyonları aslında soğuk algınlığıdır.

Grip ve soğuk algınlığı arasında klinik açıdan da bir takım farklılıklar mevcuttur. Grip daha ağır seyreder; ateş, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı ve öksürük ön plandadır. Soğuk algınlığında ise boğaz ağrısı, hapşırma ve burun akıntısı daha sık görülen bulgulardır.

Soğuk algınlığında antibiyotikler kullanılmamalı.

Grip ve soğuk algınlığının etkeni virüsler olduğu için tedavilerinde antibiyotiklerin yeri olmadığına vurgu yapan Dayan; ‘Bu tür enfeksiyonlarda gereksiz antibiyotik kullanımı antibiyotiklere karşı direnç gelişmesine neden olmaktadır. Gribal enfeksiyonlar tüm tedavilere rağmen genellikle bir haftada iyileşmektedir. Tedavide kullanılan soğuk algınlığı ilaçları, üst solunum yollarında normal salgıyı azalttığından dolayı oldukça rahatsızlık verici bir durum olan boğaz kuruluğuna, baş ağrısına ve kuru öksürüğe neden olmaktadır. Bu nedenle ateş düşürücülerin ve burun tıkanıklığını gideren ilaçların doktor önerisi ile kullanılması gerekir. Tedavide bol sıvı alımının, dengeli beslenmenin, istirahat ve sigarasız ortamın yararı vardır. İstirahat, hem daha çabuk iyileşmeyi, hem de hastanın evde izole edilmesi nedeniyle hastalığın toplumda yayılmasını önler” dedi.

Gribal enfeksiyondan korunmak için risk altında olanların aşılanması gerekir. Bebekler, çocuklar, yaşlılar, gebeler, astım benzeri kronik akciğer hastalığı olanlar, şeker hastaları, kronik böbrek hastaları, kanser hastaları ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar gribal enfeksiyonu daha ağır geçirmekte ve hastalık ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu risk grupları aşılanmalıdır. Aşının % 60-70 oranında koruyuculuğu vardır. Aşının uygulanması için en uygun dönem ekim ve kasım ayları olmakla birlikte şubat ayı sonuna kadar da uygulanabilir.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA