SON DAKİKA

ÇERMİK GAZETESİ
reklam
Bülent Boztepe

Portakalın Kokusunu alamıyorum!

Portakalın Kokusunu alamıyorum!
Bu haber 01 Ocak 2018 - 1:24 'de eklendi ve 56 kez görüntülendi.

Ben yetim büyüdüm. Babamı çocuk yaşta kaybettim. Hayal-meyal anımsıyorum. Gerisini bilmiyorum.

O nedenle hemen hemen her şeyden mahrumduk. Eti bayramdan bayrama görürdük.

Mevsim meyvesi mi? Bilmezdik. Portakal, mandalina, yani narenciye meyveleri bizden çok uzaktı. Paramız yoktu, alamazdık.

Rahmetli Arağ Ağa Efo (Efendi Yılmaz) şofördü. Komşumuzdu. Kamyon şoförüydü. Adana’ya gidip-geldiğinde sepetle evine getirirdi.

Çocukları Nebi yaşıtımdı. Mustafa bizden küçüktü. Birlikte oynadığımız ve evimizde bitişik olduğundan rahmetli eşi Makbule Abla bize portakal getirirdi. O zaman görürdük.

Kış mevsiminde.

O zaman kar ne çok yağardı…

Ekim ayında başlar Mart-Nisan’a kadar yağardı. Damdan dama atlayarak 27 Mayıs (Şimdi Cumhuriyet İlkokulu) İlkokuluna giderdik. O kadar kar yağardı ki, çarşı atılan karla dolar, dükkanlara tüneller açılarak gidilebilirdi.

Öylesine yoğun karla iç içe yaşardık, sokaklarda kayardık. Babası olan çocuklar ağaçtan yapılan kayakla kayarlardı. Bazen bize de verirlerdi, kızakla kayardık. Ne kadar çok sevinirdik.

Tek ayakkabımız vardı. Naylondan. Bu ayakkabılarla iyi kayardık, ayağımızın donmasına aldırmadan.

Kışın o güzelliğini soğuk almamıza karşın mutluyduk, çocuk sevinci ile.

O zaman taş kömürü yoktu. Veya biz bilmiyorduk. Meşe odunu, çırpı yazdan alınırdı. Bir de yanına meşe ağacı kömürü desteği sağlanırdı, 1-2 harar. (Çuvalın büyüğü).

Sobalar yanar, ateş mangala çekilir, evin ısısı hep aynı kalırdı. Sağlıklı. Evler beton değildi, dam topraktı. İnsanlar sağlıklıydı. Bilinen bir hastalık vardı; Tüberküloz (Verem).

Nereden nereye geldik.

Amacım yılbaşı gecesini anlatmaktı ama yılbaşı kutlamasını bilmiyorduk. Yılbaşı bizim için portakal, elma, mandalinaydı. Bu meyveler çıktığı zaman yeni bir yıla girdiğimizi düşünürdük.

Elimize geçen bir-iki portakal, mandalinayı dilim dilim, koklayarak, azıcık azıcık kopararak yerdik. Yoktu ki! Nefis kokusu odayı sarardı. Kabuğunu sobanın üzerine atardık. Bir kısmını da yuvarlar keser, ortasına çubuk takar çevirirdik.

Ne de güzel eğlenirdik.

Aynı zamanda kuru üzüm, varsa ceviz, pestil, kesme,  bir de kumda kavrulan leblebi kış mevsiminin en güzel yiyecekleriydi.

Hele bir de yazın annemizin kurutup sakladığı kavun-karpuz çekirdeği de kavrulup, önümüze getirdiyse, değme keyfimize olurdu.

Ya şimdi..

Hiçbir şeyin tadı da yok tuzu da.

Nasıl olsun ki?

Her yıl iş-aş kaygısı içerisinde insanlar.

Hak-hukuk ayaklar altında.

İnsanlar tahammülsüz.

İnsanlar yıllarca hayatlarını paylaştığı kişiyi katlediyor.

Trafik can alıyor, yuvalar sönüyor.

Eee, bu şartlarla nasıl bir yeni yıl kutlayabiliriz?

O portakal kokusunu nasıl alabiliriz?

Siz söyleyin; haksız mıyım?

Eski günlere özlem boşuna değil.

Hayır vardı, bereket vardı.

Görüşmek dileğiyle.

Hoşçakalın…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
şanlıurfa urfa