Kuzey Kutbu'nun derinliklerinde, jeolojik olarak ölü olduğu düşünülen bir bölgede bir hidrotermal baca sistemi keşfedildi.

Kuzey Kutbu'nun Svalbard yakınlarında yapılan çalışmalarda bilim insanları şaşırtıcı bir keşfe imza attı.

İskandinav mitolojisinden esinlenerek 'ejderha' ve 'hayat ağacı' gibi adlarla anılan hidrotermal baca sisteminin Svalbard ve Grönland arasında yer alan Knipovich Sırtı'nda keşfedildiği bildirildi.

Knipovich Sırtı'nın, Kuzey Amerika ve Avrupa tektonik levhaları arasındaki sınırda bulunduğunu ifade eden bilim insanları, normalde butür levha sınırlarının hidrotermal bacalar için mükemmel yerler olduğunu söyledi.

İskandinav mitolojisinde devler veya ''jötnar'' olarak bilinen bir ırktan sonra ''Jøtul hidrotermal alanı'' olarak adlandırılan bölgenin yaklaşık 3.300 fit (1.000 metre) uzunluğunda ve 650 fit (200 metre) genişliğinde olduğu kaydedildi.

Keşfedilen menfezlerden birine de İskandinav mitolojisinde dokuz alemi birbirine bağlayan kozmik yaşam ağacından esinlenerek ''Yggdrasil'' adının verildiğini belirten bilim insanları,  diğer bir menfez setinin de adını Yggdrasil'in köklerini kemiren yılan benzeri ejderha ''Nidhogg''tan aldığını ifade etti.

Bilim insanları, bu bacaların, kaynar su ve çeşitli metaller pompalayarak deniz tabanını beslediğini kaydetti.

Bilim İnsanların şok açıklama: ''Zaman Gerçekten Var mı?'' Bilim İnsanların şok açıklama: ''Zaman Gerçekten Var mı?''

JEOLOJİK AÇIDAN BEKLENMEYEN AKTİVİTE

K U Z E Y

Bu keşfin büyük bir sürpriz olduğunu, çünkü Knipovich Sırtı'nın ultra yavaş yayılma gösteren bir bölge olduğunu anlatan araştırmacılar,   levhaların yılda 0.8 inçten (2 santimetre) daha az bir hızla birbirinden uzaklaştığı bu bölgede jeotermal aktivitenin düşük olması beklenirken, aksine jeolojik olarak aktif olduğunu gözlemlediklerini belirtti.

Bilim insanları, bu keşifin, Kuzey Kutbu'nun derinliklerinde hala keşfedilmeyi bekleyen birçok sırrın olduğunu gösterdiğini bildirerek, mitolojiden esinlenen bu menfezlerin, bilim dünyasına yeni bir araştırma alanı açarken, jeolojik ve biyolojik çeşitliliğin ne kadar zengin olabileceğini de ortaya koyduğunu belirtti.

livesience

Editör: EYYUP KAÇAR