<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>CEGA Medya - Diyarbakır Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.cermikgazetesi.com</link>
    <description>Diyarbakır Haberleri - Son Dakika Diyarbakır Haberleri - Amedspor Haberleri - Diyarbakır Silahlı Kavga - Diyarbakır Çatışma Haberleri - Diyarbakır Son Dakika- CEGA Medya</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.cermikgazetesi.com/rss/bilimteknoloji-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>CEGA Medya© 2023.  Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 10 Dec 2024 14:49:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/rss/bilimteknoloji-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Google'dan kuantum bilgisayarlarda devrim yaratan atılım]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/googledan-kuantum-bilgisayarlarda-devrim-yaratan-atilim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/googledan-kuantum-bilgisayarlarda-devrim-yaratan-atilim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Google, kuantum bilgisayarlar alanında çığır açan bir gelişmeye imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Şirketin geliştirdiği yeni 105-kübitlik ''Willow'' kuantum işlemcisi, kuantum bilgisayarların ölçeklendikçe hataların azalabileceğini kanıtlayarak sektörde uzun süredir devam eden bir sorunu çözdü.

Dünyanın en hızlı süper bilgisayarının milyarlarca yıl alacağı bir hesaplamayı sadece birkaç dakikada çözen Willow, kuantum bilgisayarların potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu başarı, kuantum bilgisayarların gelecekte karmaşık problemlere daha hızlı ve etkili çözümler sunabileceği umudunu artırdı.



Araştırmacılar, Willow'ın, kuantum bilgisayarlarda hata düzeltme teknolojilerinin etkinliğini kanıtladığını ve bu sayede, kuantum bilgisayarlar büyüdükçe hataların üstel olarak azalmasının mümkün hale geldiğini söyledi.

Willow'ın birden fazla fiziksel kübitin bir araya gelerek oluşturduğu mantıksal kübitler sayesinde daha güvenilir hesaplamalar gerçekleştirdiğini kaydeden araştırmacılar, şöyle dedi:

''Bu gelişme, kuantum bilgisayarların farklı bilim dallarında ve endüstrilerde kullanılmasına olanak tanıyacak yeni kapılar açtı. Google'ın bu başarısı, kuantum bilgisayarların geleceği için umut verici bir işaret. Ancak bu teknolojinin tam potansiyelini ortaya çıkarabilmek için daha uzun ve zorlu bir yolun olduğu unutulmamalıdır.

Özetle, Google'ın yeni kuantum çipi, kuantum bilgisayarların geleceği için önemli bir dönüm noktası. Bu gelişme, bilim insanlarının ve mühendislerin daha güçlü ve daha kullanışlı kuantum bilgisayarlar geliştirme çalışmalarına hız kazandıracak.''

]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/googledan-kuantum-bilgisayarlarda-devrim-yaratan-atilim</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 04:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/12/google-3.webp" type="image/jpeg" length="49346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği zamanı da değiştiriyor]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/iklim-degisikligi-zamani-da-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/iklim-degisikligi-zamani-da-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim değişikliği sadece sıcaklıkları yükseltmiyor, aynı zamanda zamanın akışını da etkiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Yapılan son araştırmalarda, küresel ısınmanın, Dünya'nın dönüş hızını yavaşlatarak günleri uzattığı belirlendi.

''Dünya'nın dönüşünü, bir artistik patencinin dönmesi gibi düşünebilirsiniz. Kollarını içeri çektiğinde hızlanırken, kollarını açtığında yavaşlar'' diyen bilim insanları, buzullar eridikçe, Dünya'nın kütlesinin kutuplardan okyanuslara doğru kaydığını ve bunun da dönüş hızını yavaşlattığını söyledi.

Bilim insanları, ''İklim değişikliği, Dünya'nın dönüşünü etkileyerek zamanın akışını değiştiriyor. Bu durum, teknolojik sistemlerimizde karışıklığa neden olabilir ve gelecekte zamanı nasıl ölçtüğümüzü yeniden düşünmemizi gerektirebilir'' dedi.
&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/iklim-degisikligi-zamani-da-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Dec 2024 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/12/iklim-2.webp" type="image/jpeg" length="39976"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu'ndan şok edici iddiası]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/nobel-odullu-ekonomist-daron-acemoglundan-sok-edici-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/nobel-odullu-ekonomist-daron-acemoglundan-sok-edici-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoglu, yapay zeka teknolojisi etkilerinin daha mütevazı olabileceğini savunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Nobel ödülünü kazanan 3. Türk olan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Profesörü Daron Acemoğlu, yapay zekanın, son yıllarda teknolojinin en popüler konularından biri haline geldiğini belirtti.

Bu teknolojinin iş hayatından sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda devrim yaratacağının öngörüldüğü kaydedilirken, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ekonomist Daron Acemoğlu, bu konuda daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsiyor.

Acemoğlu, yapay zekanın ekonomik büyümeye katkısı önemli olsa da, bu katkının beklenenden daha yavaş ve daha sınırlı olabileceğini ifade ederek, özellikle yapay zekanın iş piyasası üzerindeki etkileri konusunda endişeli olduğunu dile getirdi.

Bu teknolojinin birçok iş kolunu otomatikleştirebileceğini, ancak yeni iş fırsatları yaratmada yeterince etkili olmayabileceğini belirten Acemoğlu'nun yapay zekayla ilgili tespitleri şöyle:

''Yapay zekanın önümüzdeki on yıl içinde ekonomik büyümeye yüzde 1-1,6 arasında bir katkı sağlayabilecek. Ancak, bu rakam, bazı optimist tahminlere göre oldukça düşük.&nbsp;

Yapay zeka özellikle rutin ve tekrarlayan işleri otomatikleştirerek işsizliğe neden olabilecek. Yapay zekanın yeni iş fırsatları yaratma potansiyeli sınırlı.

Yapay zeka manipülatif amaçlarla kullanılabilir ve toplumsal zararlara yol açabilir. Örneğin, yapay zeka algoritmalarının önyargılı olabileceği ve belirli gruplara karşı ayrımcılık yapabileceği gibi riskler bulunuyor.

Teknolojilerin çok hızlı benimsenmesi beklenmedik sonuçlar doğurabilir ve toplumsal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle teknolojilerin daha dikkatli ve kontrollü bir şekilde geliştirilmesi gerekiyor.''

Acemoglu, teknolojinin geleceği hakkında daha gerçekçi ve dikkatli olunması ve yapay zekanın potansiyel faydalarının yanı sıra risklerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyor.]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/nobel-odullu-ekonomist-daron-acemoglundan-sok-edici-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Dec 2024 05:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/12/daron-acemoglu.jpg" type="image/jpeg" length="83228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Firavun'un yüzü canlandırıldı]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/firavunun-yuzu-canlandirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/firavunun-yuzu-canlandirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antik Mısır'ın firavunu III. Amenhotep'in yüzü yeniden canlandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Antik Mısır'ın en görkemli dönemlerinden birine tanıklık eden Firavun III. Amenhotep'in mumyası, yüzyılların tahribatına rağmen modern bilim sayesinde yeniden hayat buldu.

''Muhteşem'' lakaplı III. Amenhotep, Mısır'a barış ve refah getirirken, aynı zamanda devasa tapınaklar ve anıtlar inşa ettiren bir hükümdardı. Ancak, mumyası oldukça kötü durumda olduğu için, firavunun gerçek yüzü uzun yıllar boyunca bir sır olarak kaldı.



Bilim insanları, firavunun mumyasını detaylı bir şekilde inceleyerek ve 3 boyutlu modelleme tekniklerini kullanarak Amenhotep III'ün yüzünü yeniden inşa etmeyi başardı. Bu sayede, binlerce yıl sonra ilk kez, ünlü firavunun yüz hatlarını görebilme imkanı oldu.

Yeniden yapılan yüz, Amenhotep III'ün güçlü çene yapısı, geniş alın ve belirgin elmacık kemikleri gibi karakteristik özelliklerini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, firavunun heykel ve kabartmalardaki tasvirleriyle büyük ölçüde örtüşüyor.]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/firavunun-yuzu-canlandirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Dec 2024 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/12/firavun.webp" type="image/jpeg" length="47775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ay'da zamanın farklı aktığı doğrulandı.]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/ayda-zamanin-farkli-aktigi-dogrulandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/ayda-zamanin-farkli-aktigi-dogrulandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihi bir keşifle, Ay'da zamanın Dünya'dan 56 mikrosaniye daha hızlı aktığı ortaya çıktı!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Uzay araştırmalarında yeni bir çığır açan bu bulgu, Einstein'ın ünlü görelilik kuramını bir kez daha doğruladı. Bilim insanları, Ay'a yapılacak gelecek görevlerde hassas navigasyon için bu farkın hayati önem taşıdığını belirtiyor.

''Ay'da bir saat kaç? Aslında bu sorunun yanıtı, düşündüğümüzden çok daha karmaşık. Ay'ın farklı yerçekimi ve hareketinden dolayı, zaman burada Dünya'dakinden farklı bir hızda akıyor'' diyen araştırmacılar, bu durumun, gelecekte Ay'da kurulacak üslerde ve yapılacak araştırmalarda dikkate alınması gereken önemli bir faktör olduğunu söyledi.

Araştırmacılar, 56 mikrosaniyenin ilk bakışta küçük görünebileceğini ifade ederek, şöyle dedi:

''Bu rakam ilk bakışta küçük görünebilir, ancak uzayda hassas navigasyon için bu fark oldukça büyük bir anlam ifade ediyor. Işık hızında hareket eden sinyaller için bile 56 mikrosaniyelik bir fark, kilometrelercelik bir hata anlamına gelebilir. Ay'da yapılacak gelecek görevlerde, astronotların ve araçların konumlarını metre hassasiyetinde belirlemek için bu farkın mutlaka hesaba katılması gerekiyor.''

Bilim insanları, Ay'daki zamanın farklı akışını daha detaylı incelemek için çalışmaların devam ettiğini belirterek, &nbsp;bu çalışmaların, Ay'da yaşamın mümkün olup olmadığı gibi daha büyük sorulara da cevap arayabildiğini kaydetti.


&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/ayda-zamanin-farkli-aktigi-dogrulandi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 01:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/12/a-y-2.webp" type="image/jpeg" length="17859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim dünyasında tartışma yaratan araştırma]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/bilim-dunyasinda-tartisma-yaratan-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/bilim-dunyasinda-tartisma-yaratan-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarınca ''Yok Oluşla'' ilgili yapılan araştırma tartışma yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Livesience'de yer alan araştırmaya göre, uzun yıllardır bilim insanları, Dünya'nın tarihindeki büyük yok oluşların yaşamın çeşitliliğini nasıl etkilediği sorusunu tartışıyor. Yeni bir araştırma, bu sorunun beklenmedik bir cevabını ortaya koydu: Kitlesel yok oluşlar, yaşamın daha da karmaşık ve dayanıklı hale gelmesine yol açabilir.

GAIA HİPOTEZİ VE TARTIŞMALAR

Dünya'nın canlı bir organizma gibi davrandığı ve kendi kendini düzenlediği fikrini savunan Gaia hipotezi, uzun yıllardır bilim dünyasında büyük ilgi görüyor. Ancak bazı bilim insanları, iklim değişikliği gibi büyük çaplı felaketlerin bu dengeyi bozabileceğini ve yaşamın kendi sonunu getirebileceğini düşünüyor.

YOK OLUŞ SİMÜLASYONLARI

Yeni çalışma, bu tartışmalara farklı bir boyut kazandırırken, bilim insanları, bilgisayar simülasyonları ile büyük felaketlerin yaşamın çeşitliliği üzerindeki etkilerini inceledi. Sonuçlar oldukça şaşırtıcı: Büyük felaketler, yaşamın tamamen yok olmasına neden olmak yerine, hayatta kalan türlerin daha hızlı evrimleşmesine ve yeni ekosistemlerin oluşmasına zemin hazırlıyor.

FELAKETLER YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Araştırmacılara göre, büyük felaketler sonrası hayatta kalan türlerin, boşalan yaşam alanlarını doldurmak için hızlı bir şekilde evrimleşiyor. Bu süreçte daha karmaşık ve dayanıklı ekosistemler ortaya çıkıyor. Tıpkı bir orman yangını sonrası yeni bitki türlerinin ortaya çıkması gibi, büyük yok oluşlar da yaşamın yenilenmesine olanak tanıyor.

Bilim insanları dünya dışı yaşam araştırmalarına da yeni bir perspektif getirirken, ''Büyük felaketlerin yaşanmış olduğu gezegenlerde, yaşamın daha karmaşık ve dayanıklı olabileceği düşünülüyor. Bu da, dünya dışı yaşam arayışlarında farklı gezegenlere odaklanmamızı sağlayabilir'' dedi.

TARTIŞMALAR SÜRÜYOR

Bulgular, bazı bilim insanlarınca kabul edilirken, bazıları tarafından da kabul görmüyor.&nbsp;

Bazı bilim insanları, büyük felaketlerin yaşamın çeşitliliğini azalttığını ve uzun vadede olumsuz etkiler yarattığını savunuyor.
&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/bilim-dunyasinda-tartisma-yaratan-arastirma</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Dec 2024 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/12/y-a-s-a-m.webp" type="image/jpeg" length="37326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları ışığın fotoğrafını çekti]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/bilim-insanlari-isigin-fotografini-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/bilim-insanlari-isigin-fotografini-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları fotonun ilk görüntüsünü elde ederek, devrim yaratan bir keşfe imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Birmingham Üniversitesi'nden bilim insanları, kuantum fiziğinin en temel parçacıklarından biri olan fotonun ilk görüntüsünü elde etmeyi başardı. Keşfin, ışık ve madde arasındaki etkileşim anlamında çığır açıcı olduğu belirtildi.

IŞIĞIN GİZEMLİ DANSI

Yıllarca süren araştırmaların, ışığın hem dalga hem de parçacık özelliklerine sahip olduğunu gösterdiğini ifade eden bilim insanları, ''Bu kuantum doğasının derinliklerine inmek, bilim insanları için büyük bir meydan okumaydı. Şimdiye kadar, fotonların nasıl oluştuğu ve uzayda nasıl hareket ettiği hakkında sınırlı bilgilerimiz vardı'' dedi.

LİMON BİÇİMİNDEKİ IŞIK PARÇACIĞI

Araştırmacılar, geliştirdikleri yeni bir hesaplama yöntemi sayesinde, bir nanopartikülün yüzeyinden yayılan bir fotonun görüntüsünün elde ediğini kaydederek, bu görüntünün, fotonun beklenmedik bir şekilde limon biçiminde olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

''Bu keşif, ışığın karmaşık yapısı hakkında daha fazla bilgi edinmemizi sağlayacak'' diyen bilim insanları, &nbsp; &nbsp;&nbsp;
buluşun, kuantum hesaplama, güneş enerjisi ve yapay fotosentez gibi alanlarda önemli gelişmelere yol açan kapıları araladığını kaydetti.

Bilim insanları, fotonun ilk görüntüsünün elde edilmesini, kuantum fiziği alanında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirerek, şöyle dedi:

''Bu keşif, kuantum dünyasının gizemlerini çözmeye ve geleceğin teknolojilerini şekillendirmeye olanak tanıyacak. Bu buluş sadece bir başlangıç ve daha birçok keşif bizi bekliyor. Işığın gizemli dünyası, hala keşfedilmemiş birçok sır barındırıyor.''

]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/bilim-insanlari-isigin-fotografini-cekti</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Dec 2024 01:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/isik-manset.jpg" type="image/jpeg" length="94994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzaylı asteroitte dünya bakterileri bulundu]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/uzayli-asteroitte-dunya-bakterileri-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/uzayli-asteroitte-dunya-bakterileri-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japon uzay aracı Hayabusa2 tarafından 300 milyon kilometre uzaktaki Ryugu asteroidinden getirilen örneklerde mikroskobik canlılar keşfedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Bilim insanları, Dünya'ya yakın bir asteroitten çıkarılan bir kayanın mikrobiyal yaşamla dolu olduğunu keşfetti. Japonya'nın Hayabusa2 uzay aracının 2020 yılında Ryugu asteroitinin yüzeyinden kazıyarak dünyaya getirdiği 0,2 onsluk (5,4 gram) parçasında yaşam izlerine rastladı.



Dünyadaki yaşamın planlarının burada mı yoksa göklerden mi kaynaklandığını uzun zamandır tartışan bilim insanları, ''Dünya'da bulunan meteorların daha önceki analizleri, bu uzay kayalarının bazılarının organik yaşam için gerekli olan beş nükleobazı içerdiğini ortaya koydu'' dedi.

]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/uzayli-asteroitte-dunya-bakterileri-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/astreoid.gif" type="image/jpeg" length="88335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya'nın ''İkinci Ayı'' geri dönecek mi?]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/dunyanin-ikinci-ayi-geri-donecek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/dunyanin-ikinci-ayi-geri-donecek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son iki aydır dünyanın yörüngesindeki mini uydu 2024 PT5 bugün veda etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Dünya'nın yörüngesine 29 Eylül'de giren mini-ay, gezegenimizin etrafında bir tur attıktan sonra Güneş'in çekim gücüne yenik düştü. Büyük ihtimalle Ay'ın bir parçası olan bu otobüs büyüklüğündeki asteroit, Güneş Sistemi'nde onlarca yıl sürecek bir yolculuğa çıktı.

NASA uzmanları, 2024 PT5'in çok uzun zaman önce bir asteroit çarpması sonucu Ay'dan kopan bir kaya parçası olabileceğini düşünüyor.&nbsp;

Uzmanlar, Ocak ayında 2024 PT5'nin Dünya'ya geri döneceğini belirterek, &nbsp;''Hem de bu sefer daha hızlı ve daha yakın bir geçiş yapacak. NASA, bu yakın geçişi Kaliforniya'daki Goldstone Güneş Sistemi Radar antenini kullanarak bir hafta boyunca takip edecek'' dedi.

Araştırmalar, mini-ayların roket yakıtı olarak kullanılabilecek değerli mineraller ve su barındırdığını gösteriyor. Bu da onları asteroit madenciliği için ideal "basamak taşları" haline getiriyor.]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/dunyanin-ikinci-ayi-geri-donecek-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Nov 2024 03:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/ay-5.webp" type="image/jpeg" length="87545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atmosferin gizemli dünyasına dair şaşırtıcı bir gerçek!]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/atmosferin-gizemli-dunyasina-dair-sasirtici-bir-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/atmosferin-gizemli-dunyasina-dair-sasirtici-bir-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, üzerimizde kilometrelerce uzanan atmosferin ağırlığı altında neden ezilmediğimizi araştırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Rutgers Üniversitesi'nden atmosfer bilimci Anthony Broccoli, Dünya atmosferinin 5,1 milyar milyar kilogram ağırlığında olduğunu ve sadece 30 mil yüksekliğe kadar olan kısmının bile bu ağırlığın yüzde 99,9'unu oluşturduğunu açıkladı.
Yani, çapı sadece 30 cm olan bir hava sütununun ağırlığı 754 kilogram!

Peki bu ağırlık bizi nasıl ezip geçmiyor?

Broccoli, bunun nedenini hava basıncının vücudumuzun her noktasına eşit olarak dağılmasına bağlıyor.&nbsp;

Canisius Üniversitesi'nden Michael Wood ise vücudumuzun bu basınca dayanacak şekilde evrimleştiğini belirtiyor. Vücudumuzdaki iç hava basıncı, dışarıdaki atmosfer basıncını dengeleyerek ezilmemizi engelliyor.

Yükseklik arttıkça hava inceliyor ve basınç azalıyor. Bu nedenle uçak yolculuklarında kulaklarınızda basınç farkından kaynaklanan bir tıkanıklık hissedebilirsiniz. Uzayda ise basınç neredeyse sıfır olduğu için astronotlar özel giysiler giymek zorundadır. Aksi takdirde vücutları, iç basıncın etkisiyle balon gibi şişebilir!]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/atmosferin-gizemli-dunyasina-dair-sasirtici-bir-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 04:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/atmosfer.webp" type="image/jpeg" length="24105"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinli bilim insanlarından ışın silahı iddiası!]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/cinli-bilim-insanlarindan-isin-silahi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/cinli-bilim-insanlarindan-isin-silahi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli bilim insanları, Star Wars'taki Ölüm Yıldızı'nın gezegen yok eden ışınını andıran bir silah geliştirdiklerini iddia etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İRFAN GÖZEN&nbsp;

Birden fazla kaynaktan çıkan yüksek güçlü elektromanyetik dalgaları birleştirerek tek bir hedefe odaklayan bu yeni mikrodalga silahı, bilim dünyasında heyecan yarattı.

Sistem, farklı konumlara yerleştirilen ve yüksek hassasiyetle senkronize bir şekilde mikrodalgalar yayan araçlardan oluşuyor. Bu mikrodalgalar birleşerek hedefi yok edebilecek güçte bir enerji ışını oluşturuyor.

''Ancak bu teknolojinin hayata geçirilmesi hiç de kolay değil. Mikrodalgaların birleşebilmesi için, yayıldıkları zamanlamanın saniyenin milyonda biri kadar hassas olması gerekiyor'' diyen araştırmacılar, ayrıca, her aracın konumlandırılmasının da milimetre hassasiyetinde olması gerektiğini söyledi.

Projede yer alan bir bilim insanları, South China Morning Post'a yaptığı açıklamada, birleşen mikrodalga ışınlarının gücünün ''1+1&gt;2'' etkisine sahip olduğunu ileri sürdü.

Enerjinin korunumu yasasına aykırı gibi görünse de, güçlü bir birleşik mikrodalga ışınının, birden fazla küçük mikrodalga kaynağından daha etkili olduğunun bir gerçek olduğunu savundu.
&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/cinli-bilim-insanlarindan-isin-silahi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 02:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/cin-1.webp" type="image/jpeg" length="18538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarını bir asırdır büyülüyor]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/bilim-insanlarini-bir-asirdir-buyuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/bilim-insanlarini-bir-asirdir-buyuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evrenin en gizemli ve büyüleyici oluşumları olan kara delikler, yüzyılı aşkın süredir bilim insanlarının zihnini kurcalamaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Livesience'de yer alan araştırmaya göre, kara delikler fikri ilk olarak 1916 yılında fizikçi Karl Schwarzschild tarafından ortaya atıldı. Einstein'ın genel görelilik teorisini inceleyen Schwarzschild, bu teorinin kara deliklerin varlığına işaret ettiğini keşfetti. Ancak o dönemde bu fikirler sadece teoride kalmıştı.

Hintli astrofizikçi Subrahmanyan Chandrasekhar'ın&nbsp;
1930'lu yıllarda, belirli bir yoğunluğun üzerindeki hiçbir gücün yerçekimine karşı koyamayacağını kanıtlayarak kara deliklerin var olabileceğini gösterdi.&nbsp;

Yıllar sonra, 1972'de astronomlar Paul Murdin ve Louise Webster, Cygnus X-1 adlı bir X-ışını kaynağının aslında bir kara delik olduğunu keşfederek, bu gizemli cisimlerin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, ''Günümüzde kara delikler hakkında çok daha fazla bilgiye sahibiz'' dedi.
&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/bilim-insanlarini-bir-asirdir-buyuluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 03:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/k-a-r-a-d-e-l-i-k-1.webp" type="image/jpeg" length="90500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zeka, atık krizini derinleştiriyor]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/yapay-zeka-atik-krizini-derinlestiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/yapay-zeka-atik-krizini-derinlestiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üretken yapay zeka teknolojileri gelişirken, elektronik atık krizini derinleştirdiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Nature Computational Science Dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, yapay zekanın elektronik atık sorununu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıldı.

MİLYONLARCA TON ATIK

Araştırmaya göre, üretken yapay zeka uygulamaları, 2030 yılına kadar 1,2 milyon ila 5 milyon ton arasında tehlikeli elektronik atık üretebilir. Bu atıklar, cep telefonları, bilgisayarlar ve diğer elektronik cihazlardan oluşan ve halihazırda gezegenimiz için büyük bir sorun olan milyonlarca ton atığa eklenecek.

Araştırmacılar, yapay zeka sistemlerinin, devasa veri merkezlerinde barındırılan güçlü donanımlar gerektirdiğini ifade ederek, ''Bu donanımlar, genellikle 2 ila 5 yıl içinde eskiyerek elektronik atığa dönüşüyor. Üstelik, yapay zeka sektörünün hızlı büyümesi, bu atık miktarının hızla artmasına neden oluyor'' dedi.

ENDİŞE VERİCİ ÇEVRESEL ETKİLER

Elektronik atıkların, cıva, kurşun gibi toksik maddeler içerdiğini ve uygun şekilde bertaraf edilmediğinde çevre ve insan sağlığı için ciddi tehdit oluşturduğunu kaydeden araştırmacılar, Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2022 yılında elektronik atıkların yüzde 78'inin çöplüklerde veya güvenli olmayan geri dönüşüm tesislerinde son bulduğunu söyledi.

Araştırmacılar, yapay zeka şirketlerinin donanım ömrünü uzatma, eski donanımları yenileme ve daha verimli çipler tasarlama gibi adımlar atarak elektronik atık miktarını azaltmaları gerektiğini vurgulayarak, ayrıca, hükümetlerin de elektronik atık yönetimi konusunda daha sıkı politikalar uygulaması gerektiğini belirtti.

''YAVAŞLAMAMIZ GEREKİYOR''

Kaliforniya Üniversitesi'nden Shaolei Ren, ''Bu (üretken yapay zeka) şirketlerinin biraz yavaşlamasını isteyebiliriz. Yapay zeka teknolojilerinin çevresel etkilerinin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir'' dedi.

Microsoft ve Google gibi bazı teknoloji devlerinin, 2030 yılına kadar sıfır atık ve sıfır emisyon hedefleri belirlediğini ifade eden araştırmacılar, ''ABD'de ise, federal kurumların yapay zekanın çevresel etkilerini incelemesini ve standartlar geliştirmesini öngören bir yasa tasarısı sunuldu'' dedi.

Birleşmiş Milletler'den Kees Baldé de, elektronik atık geri dönüşümünün maliyetli olduğunu belirterek, ''ancak toplum için kazanımlar çok daha büyük'' dedi.]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/yapay-zeka-atik-krizini-derinlestiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 01:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/ezdgen.webp" type="image/jpeg" length="34664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zeka eğitiminde devrim niteliğinde algoritma]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/yapay-zeka-egitiminde-devrim-niteliginde-algoritma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/yapay-zeka-egitiminde-devrim-niteliginde-algoritma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MIT araştırmacıları, yapay zeka sistemlerinin karar alma yeteneğini geliştirmek için çığır açan bir algoritma geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Günümüzde yapay zeka, robotikten tıbba ve siyaset bilimine kadar birçok alanda kullanılıyor. Ancak bu sistemlerin eğitilmesi ve gerçek dünya koşullarına adaptasyonu zorlu bir süreç. Özellikle takviyeli öğrenme modelleri, eğitildikleri görevlerde küçük değişikliklerle bile karşılaştıklarında başarısız olabiliyor. Örneğin, trafik yönetiminde kullanılan bir yapay zeka modeli, farklı hız sınırlarına, şerit sayılarına veya trafik düzenlerine sahip kavşaklarda sorun yaşayabiliyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, bu sorunu çözmek için Model Tabanlı Transfer Öğrenme (MBTL) adını verdikleri yeni bir algoritma geliştirdi. Bu algoritma, yapay zeka aracısını eğitmek için en etkili görevleri stratejik olarak seçiyor. Böylece, sistem ilgili görevler koleksiyonundaki tüm görevleri başarıyla yerine getirebiliyor.

Araştırmacılar, MBTL algoritmasının simüle edilmiş görevlerde standart yaklaşımlardan 5 ila 50 kat daha etkili olduğunu belirterek, ''Bu verimlilik artışı, algoritmanın daha hızlı ve daha iyi çözümler öğrenmesine yardımcı olarak yapay zeka aracısının performansını önemli ölçüde iyileştiriyor'' dedi.

Çalışmanın baş yazarı Jung-Hoon Cho, algoritmanın basitliği ve etkililiği sayesinde toplum tarafından kolayca benimsenebileceğini vurguladı.

Araştırmacılar, gelecekte MBTL algoritmasını daha karmaşık sorunlara uygulamayı ve özellikle yeni nesil mobilite sistemleri gibi gerçek dünya problemlerini çözmek için kullanılmasının hedeflendiğini söyledi.


&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/yapay-zeka-egitiminde-devrim-niteliginde-algoritma</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 04:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/yapay-zeka-9.jpg" type="image/jpeg" length="85444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gökbilimciler, galaksiler arası ''Ses Patlaması'' keşfetti]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/gokbilimciler-galaksiler-arasi-ses-patlamasi-kesfetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/gokbilimciler-galaksiler-arasi-ses-patlamasi-kesfetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökbilimciler, devasa bir galaksinin komşularına çarpmasıyla evrendeki en güçlü 'ses patlamalarından' birini tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Saatte 3,2 milyon kilometre hızla hareket eden bir galaksi, dört komşusuna çarparak evrenin en güçlü şok dalgalarından birini yarattı!

Gökbilimciler, Stephan Beşlisi olarak bilinen galaksi grubunda gerçekleşen bu kozmik çarpışmayı gözlemledi. NGC 7318b adlı galaksinin diğer dört galaksiye çarpması sonucu oluşan şok dalgası, ''bir jet uçağının ses patlamasına'' benzetiliyor.

Gökbilimciler, bu şiddetli çarpışmanın ''devasa bir galaksiler arası enkaz alanı'' yarattığını ifade ederek, ''Çarpışmanın etkisiyle plazma ve gaz sıkışarak radyo frekanslarında parlak bir ışıma meydana geldi'' dedi.

Hubble ve James Webb Uzay Teleskopları tarafından da gözlemlenen Stephan Beşlisi'nin, Dünya'dan yaklaşık 290 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunduğunu belirten gökbilimciler, ''William Herschel Teleskobu'na monte edilmiş WEAVE spektrografı ile yapılan gözlemler, çarpışmanın yarattığı enkaz kalıntılarını, yeni doğan yıldızları ve iyonize gaz izlerini ortaya çıkardı'' dedi.

Araştırmacılar, WEAVE spektrografının evrenin yeniden iyonlaşmasını, yıldız oluşumlarını ve Samanyolu'nun gelişimini incelemek için de kullanılacağını belirterek, bu gözlemlerin, evrenin gizemlerini çözmeye yönelik önemli adımlar atılmasını sağlayacağı bildirildi.

]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/gokbilimciler-galaksiler-arasi-ses-patlamasi-kesfetti</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 03:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/galaksi.webp" type="image/jpeg" length="30808"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğrenciler yaptıklarıyla uzay uçuşu rekorlarını alt üst etti!]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/ogrenciler-yaptiklariyla-uzay-ucusu-rekorlarini-alt-ust-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/ogrenciler-yaptiklariyla-uzay-ucusu-rekorlarini-alt-ust-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden bir grup öğrenci, kendi tasarlayıp inşa ettikleri ''Aftershock II'' adlı roketle 20 yıllık amatör uzay uçuşu rekorlarını alt üst etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin (USC) Roket Tahrik Laboratuvarı'ndaki (RPL) öğrenciler tarafından ''ev yapımkı'' roket tasarlanarak inşa edildi. Bu grup lisans öğrencileri tarafından yapılan roket, 20 Ekim'de Nevada'daki Black Rock Çölü'nden fırlatıldı.&nbsp;

Yaklaşık 4 metre boyunda ve 150 kilogram ağırlığındaki roket, &nbsp;kalkıştan sadece iki saniye sonra ses bariyerini aştı ve fırlatmadan yaklaşık 19 saniye sonra maksimum hızına ulaştı,

''Aftershock II'' adı verilen roket, Dünya yüzeyinden 143.300 metre yüksekliğe ulaştı. Bu, daha önce herhangi bir hükümet dışı ve ticari olmayan grubun ulaştığı en yüksek irtifa oldu. Roket, 5.800 km/s hıza çıkarak (ses hızının 5.5 katı) hipersonik sınıfa girmeyi başardı.

Bu başarı, 2004 yılında Çin'in Sivil Uzay Araştırma Ekibi tarafından fırlatılan GoFast roketinin elinde tuttuğu 115.800 metrelik irtifa rekorunu da gölgede bıraktı. Aftershock II, GoFast'in hız rekorunu da kırarak amatör roketçilikte yeni bir çığır açtı.

Uzmanlar, başarılarının ardında yatan en önemli faktörlerden birinin öğrencilerin geliştirdiği yenilikçi termal koruma sistemi olduğunu belirterek, ''Hipersonik hızlarda oluşan aşırı ısıya dayanıklı özel bir boya ve titanyum kaplı kanatçıklar sayesinde roket, atmosferden güvenli bir şekilde geri dönebildi'' dedi.



Aftershock II'nin başarısının, sadece öğrenciler için değil, tüm amatör roket mühendisleri için büyük bir ilham kaynağı olduğunu da kaydeden USC Uzay Mühendisliği Bölümü başkanı Dan Erwin, ''Bu, yeni yetişen astronot mühendislerimizde geliştirmeyi amaçladığımız mükemmelliğin bir kanıtı'' diyerek öğrencilerini tebrik etti.

Bu rekor denemesi, Roket Tahrik Laboratuvarı'nın (RPL) bir başka büyük başarısı olarak kayıtlara geçti. 2019 yılında RPL'den bir grup öğrenci, uzayın başladığı kabul edilen Kármán çizgisini geçen bir roket fırlatan ilk öğrenci liderliğindeki ekip olmuştu. Aftershock II ise bu dönüm noktasına ulaşan ikinci öğrenci roketi oldu.

]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/ogrenciler-yaptiklariyla-uzay-ucusu-rekorlarini-alt-ust-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 01:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/roket.webp" type="image/jpeg" length="81001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan vücudunun Google haritası çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/insan-vucudunun-google-haritasi-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/insan-vucudunun-google-haritasi-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan vücudundaki 37 trilyon hücrenin haritasını çıkarmayı hedefleyen İnsan Hücre Atlası projesinde inanılmaz bir aşama kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
Bilim dünyasında devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı. 100'den fazla ülkeden bilim insanlarının oluşturduğu ekip, 10.000'den fazla kişiden topladıkları 100 milyon hücrenin profilini çıkardı. Bu devasa çalışma, tıpkı 15. yüzyıl haritalarından Google Haritalar'a geçiş gibi, insan vücudunu anlamamızda yepyeni bir çağ açıyor.

HASTALIKLARIN ŞİFRESİ ÇÖZÜLÜYOR



Bilim insanları, hastalıkların çözülmesinde büyük bir adım olduğunu kaydederek, şöyle dedi:

''Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarında rol oynayan hücreler tespit edildi. Bu, hastalıkların nedenlerini anlamamız ve yeni tedavi yöntemleri geliştirmemiz için büyük bir adım.

Plasentanın gelişimi ve iskeletin oluşumu gibi erken insan gelişimi süreçleri detaylı bir şekilde incelendi. Kafatasının erken kaynaşmasına neden olan 'kraniyosinostoz' gibi doğum kusurlarının genetik temelleri araştırıldı.

Laboratuvarda yetiştirilen minyatür organlar olan 'organoidler' ile gerçek organlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya kondu. Bu, hastalıkları modellemek ve ilaçları test etmek için yeni olanaklar sunuyor.''

''2026'DA ÇALIŞMALAR TAMAMLANACAK''



Bilim insanları, atlasın sadece bir başlangıç olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

''2026 yılına kadar tamamlanması planlanan atlas, insan vücudunun her hücresinin yerini, kimliğini ve işlevini ayrıntılı olarak gösterecek. Bu devasa veri tabanı, milyarlarca hücrenin bilgisini içerecek şekilde sürekli güncellenecek.

İnsan Hücre Atlası, sağlık alanında çığır açıcı keşiflere yol açma potansiyeli taşıyor. COVID-19'a karşı savunmasız dokuların belirlenmesi ve kistik fibrozda rol oynayan yeni bir hücre türünün keşfi gibi önemli bulgular, bu projenin gücünü gözler önüne seriyor. Geleceğin tıbbı, hücrelerin şifresini çözmekte saklı!'']]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/insan-vucudunun-google-haritasi-cikiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Nov 2024 01:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/hucreler-manset.jpg" type="image/jpeg" length="12327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanayi Bakanı: Kritik teknolojilerin üreticisi ve geliştiricisi bir Türkiye’yi inşa ediyoruz]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/sanayi-bakani-kritik-teknolojilerin-ureticisi-ve-gelistiricisi-bir-turkiyeyi-insa-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/sanayi-bakani-kritik-teknolojilerin-ureticisi-ve-gelistiricisi-bir-turkiyeyi-insa-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ''Toplumsal bir seferberlik ruhu ile yürüttüğümüz ‘Millî Teknoloji Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda; kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi ve geliştiricisi bir Türkiye’yi inşa ediyoruz'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Uluslararası Ali Kuşçu Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan Bakan Kacır, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’ne değinerek, uzay bilimi ve teknolojilerinde küresel ölçekte varlık gösteren bir Türkiye’ye tanıklık edileceğini vurguladı.

''Bu coğrafyayı tekrar bilim ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine dönüştürüyoruz''

Bakan Kacır, konuşmasının başında, Ali Kuşçu’nun evrensel düzeyde değerinin takdir edilmesinden ve vefatının 550’nci yılı dolayısıyla 2024’ün UNESCO tarafından “Ali Kuşçu Yılı” ilan edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bakan Kacır, konuşmasına şöyle devam etti: ''Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye hedefiyle, tarihimizden ve medeniyetimizden aldığımız bu ilhamla hareket ediyoruz. Bu toprakların mayasına, ruhuna ve bereketine güveniyoruz. İşte bu ruh hâletiyle son 22 yılda yaptığımız atılımlar, uyguladığımız politikalarla bilimin ve teknolojinin her daim destekçisi olduk, olmayı da sürdürüyoruz. Bilim ve teknolojide taşıdığımız bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da güvencesi olduğuna inanıyoruz. Mazimizde olduğu gibi, bu coğrafyayı tekrar bilim ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine dönüştürüyoruz. Ülkemizin dört bir yanında, yediden yetmişe adeta toplumsal bir seferberlik ruhu ile yürüttüğümüz ‘Millî Teknoloji Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda; kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi ve geliştiricisi bir Türkiye’yi inşa ediyoruz. Bilimsel kapasitemizi artırırken, güçlü bir teknoloji geliştirme ve üretme yetkinliğine de sahip oluyoruz. Yurdun dört bir yanındaki 208 üniversitemiz, 104 teknoparkımız, 1600’ü aşan Ar-Ge ve tasarım merkezimiz, 291 bin Ar-Ge personelimiz ile ‘Millî Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimize kenetlenmiş şekilde ilerliyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, yürüttüğümüz istikrarlı politikalarla istiklalimizi ve istikbalimizi güçlü kılacak adımlar atmayı sürdürüyoruz.''

''Türkiye’yi küresel uzay ekosisteminde söz sahibi bir aktör haline getirme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz''

Uzay teknolojisine dikkat çeken Bakan Kacır, ''Kritik teknolojilerde olduğu gibi uzay teknolojilerinde de değerli ve milli bir anlayışla, Ar-Ge ve inovasyon altyapısını güçlendirerek ve asırlık projeler ortaya koyarak yolumuza hız kesmeden devam ediyoruz. Geçmişten aldığımız mirasla, ülkemizi küresel uzay ekosisteminde söz sahibi bir aktör haline getirme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu yürüyüşün ilk adımlarını; önce BİLSAT uydusuyla, sonra RASAT, GÖKTÜRK uydularıyla attık. Kazandığımız gözlem uydusu üretme yetkinliklerimizi metre altı çözünürlüklü milli görüntüleme uydumuz İMECE ile taçlandırdık. Yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile birlikte kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Tüm bunların yanı sıra uzay teknolojilerinin uydu ile sınırlı olmadığının da bilincindeyiz. Kurguladığımız teknoloji ekosistemiyle; uçsuz bucaksız uzayın sunduğu sınırsız fırsatlardan yararlanmaya fazlasıyla hazır durumdayız. Türkiye Uzay Ajansı ile birlikte uzay teknolojileri sahasında aktif çalışmalarımızı yürütüyoruz. İlan ettiğimiz Milli Uzay Programımız çerçevesinde, uzay hedeflerimiz ile ilgili 10 yıllık vizyonumuz, stratejimiz, hedef ve projelerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Milli Uzay Programımızın kritik hedeflerinden ‘Türk Astronot ve Bilim Misyonu’ kapsamında astronotumuz Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunduğu süre zarfında 13 bilimsel deneyi başarıyla tamamladı. Diğer astronotumuz Tuva Cihangir Atasever de yedi deney icra ettiği bir yörünge altı uçuşuna imza attı. Türk Astronot ve Bilim Misyonumuzun yanı sıra; önümüzdeki dönemde de Milli Uzay Programımızı başarılı bir şekilde uygulamak adına uzay çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. Uzaya bağımsız erişim programımızda kararlıyız. Ay Programımız kapsamında, millî imkânlarla geliştirdiğimiz itki sistemine sahip, kendi mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın tasarlayıp ürettiği uzay aracıyla aya erişeceğiz.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, 'Türkiye Yüzyılı’nda küresel uzay ekonomisinden pay alan, uzayın sunduğu fırsatlarından en üst düzeyde yararlanan, uzay bilimi ve teknolojilerinde varlığını küresel ölçekte ispat eden bir ülke olacağız. “İnanmak başarmanın yarısıdır” derler; biz de önce kendimize inanacağız. Çok çalışacağız, çok emek sarf edeceğiz, çok gayret göstereceğiz. Gençlerimize inanacağız” şeklinde konuştu.

''Bizim sorumluluğumuz ülkemiz ile sınırlı değil''

Bakan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı: ''İsrail, dünya tarihinin en kanlı, en vahşi saldırılarından birini, bir soykırımı dünyanın gözü önünde gerçekleştiriyor. Bakın, işte Filistin. Uluslararası kamuoyu ise üç maymunu oynamaya devam ediyor. Biz biliyoruz ki tarihimiz bize her alanda öncü olma, mazlumlara ve mağdurlara el uzatacak güce imkana dirayete sahip olma sorumluluğu yüklüyor. Diğer tüm alanlar gibi bilim alanında ki çalışmalarda da bu anlayışla hareket etmek zorundayız. Bu vesileyle Ali Kuşçu’yu rahmetle anarken, onun ilim aşkının ve bilime olan bağlılığının genç nesillerimize örnek teşkil etmesini temenni ediyorum.’’]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/sanayi-bakani-kritik-teknolojilerin-ureticisi-ve-gelistiricisi-bir-turkiyeyi-insa-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/sanayi-bakani.jpg" type="image/jpeg" length="74955"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2600 yıllık ''Ana Tanrıça'' gizemi çözüldü!]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/2600-yillik-ana-tanrica-gizemi-cozuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/2600-yillik-ana-tanrica-gizemi-cozuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de bulunan ve aslanlar ile sfenkslerle süslü 2600 yıllık bir anıt üzerindeki gizemli yazıt, yıllar süren tartışmalara son noktayı koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
İRFAN GÖZEN

Pennsylvania Eyalet Üniversitesi'nden Profesör Mark Munn, Arslan Kaya (Aslan Kaya) olarak bilinen anıt üzerindeki hasarlı yazıtın ''Materan'' yani ''Ana Tanrıça''ya atıfta bulunduğunu ortaya çıkardı.

Frigyalılar tarafından MÖ 1200 ila 600 yılları arasında inşa edilen anıtın zamanla hava koşulları ve yağmacıların tahribatına uğramasıyla üzerindeki yazıtın okunmasının neredeyse imkansız hale geldiğini ifade eden Munn, gelişmiş fotoğrafçılık teknikleri ve eski kayıtları inceleyerek yazıtın gizemini çözmeyi başardıklarını söyledi.

''TANRILARIN ANNESİ''

Çalışmalarını Kadmos Dergisinde yayımlayan Munn, yazıtın ''Tanrıların Annesi'' olarak da bilinen Materan'ın adını içerdiğini ve anıtın üzerinde tanrıçanın bir resminin de bulunduğunu belirtti.&nbsp;

Bu keşfin, anıtın kim tarafından ve ne amaçla yaptırıldığına dair önemli ipuçları sunduğunu belirten Munn, yazıtın stilistik özelliklerine dayanarak, anıtın M.Ö 6. yüzyılın ilk yarısına veya ortasına tarihlendiğini öne sürdü.

Bazı araştırmacılar ise Munn'ın bulgularının yeni bir yorum sunmadığını, 19. yüzyılda zaten öne sürülen bir teoriyi desteklediğini savunuyor.

Fransa'daki Uygulamalı İleri Araştırmalar Okulu'ndan Rostyslav Oreshko ise, Munn'ın yazıtın okunmasını düzelttiğini, ancak ''Materan'' okumasının yeni bir fikir olmadığını belirtti.
&nbsp;]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/2600-yillik-ana-tanrica-gizemi-cozuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 22:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/a-n-i-tmanset.jpg" type="image/jpeg" length="50377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzayın derinliklerinden ürpertici bakış]]></title>
      <link>https://www.cermikgazetesi.com/uzayin-derinliklerinden-urpertici-bakis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cermikgazetesi.com/uzayin-derinliklerinden-urpertici-bakis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[James Webb ve Hubble Uzay Teleskoplarına yansıyan galaksi çarpışması ''Haftanın Uzay Fotoğrafı'' olarak yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[
James Webb ve Hubble Uzay Teleskopları, 80 milyon ışık yılı uzaklıktaki Büyük Köpek takımyıldızında, bulunan iki sarmal galaksinin çarpışmasının ürpertici bir görüntüsünü yakaladı. 31 Ekim'de paylaşılan bu fotoğraf, galaksilerin parlak çekirdeklerinin ''kanlı gözler''i andırmasıyla dikkati çekiyor.

Milyonlarca yıl önce başlayan bu kozmik dansta, daha küçük olan IC 2163 galaksisi, NGC 2207'nin arkasına doğru hareket ediyor. Bu yakın karşılaşma, galaksilerin sarmal kollarında değişikliklere ve ''göz kapağı'' bölgelerinde kırmızı ışıkla vurgulanan kalınlaşmalara neden oldu.

SAMANYOLUNDAN FAZLA YILDIZ ÜRETİYOR

Çarpışan her iki galaksi de, Samanyolu'ndan çok daha hızlı bir şekilde yeni yıldızlar üretiyor. Yılda yaklaşık iki düzine güneş benzeri yıldız doğuran bu galaksiler, son on yılda yedi süpernovaya da ev sahipliği yaptı. Süpernovalar, yıldız oluşumunu tetikleyerek galaksilerin evriminde önemli bir rol oynuyor.

Hubble'ın morötesi ve görünür ışık gözlemleriyle JWST'nin kızılötesi verilerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu detaylı görüntüde, yıldız oluşum bölgeleri ve süper yıldız kümeleri net bir şekilde görülebiliyor.

Milyonlarca yıl boyunca birbirlerinin etrafında dönmeye devam edecek olan bu galaksiler, sonunda tek bir parlak çekirdeğe sahip tek bir galaksiye dönüşecek.&nbsp;

Yaklaşık bir milyar yıl sonra, bu ''ürkütücü gözler'' tek bir ''göz'' haline gelecek.]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cermikgazetesi.com/uzayin-derinliklerinden-urpertici-bakis</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cermikgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/cermikgazetesi-com/uploads/2024/11/uzay-2.jpg" type="image/jpeg" length="20229"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
