Aziz FİDANCI 

Diyarbakır Kültür Evi'nde sergilenen Sezai Karakoç'a ait 679 dikiş ilmekli palto, 35 yıl boyunca giyilen ve sadece bir giysi olmanın ötesinde derin edebi ve kültürel anlam taşıyan bir hikayeyi yansıtıyor. Palto üzerindeki her bir iz, üstadın eserlerinin nesiller boyu süren etkisini temsil ederken, bu dervişane duruş, bireysel tercihlerin toplumsal ve kültürel değerlerle nasıl buluştuğunu sorguluyor.

Diyarbakır Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Mehmet Masut Tanrıkulu Palto üzerindeki 679 dikiş ilmeğiyle tamir edilen ve 35 yıl boyunca giyilen bu özel paltonun, sadece bir giysi olmanın ötesinde, derin bir edebi ve kültürel anlam taşıdığını belirtti.

Bu paltoyu giymekten vazgeçmemiş
Tanrıkulu, Kültür Evi’nde sergilenen Sezai Karakoç’a ait paltoya dair de şu bilgileri verdi: ‘’Palto çok yıpranmış ve birçok yerinde dikiş izleri bulunmakta. Sezai Karakoç birçok seveni tarafından yeni bir palto alınmasını reddetmiş bu paltoyu giymekten vazgeçmemiş. 35 yıl gibi bir süre boyunca her kış bu paltoyu giymiş. Palto üzerinde 679 dikiş ilmeğiyle tamirat olduğu gibi birçok yerine aşınmalar ve yırtıklar mevcuttur.’’ 

Diyarbakır tarihte hangi denizle kaplıydı biliyor musunuz? Diyarbakır tarihte hangi denizle kaplıydı biliyor musunuz?

Derin bir edebi ve kültürel anlam taşıyor
Tanrıkulu paltonun; sıradan bir giysi olmanın ötesinde, derin bir edebi ve kültürel anlam taşıdığını vurgulayarak “Üstat Sezai Karakoç’a ait bu palto, çok sayıda onarım ve dikiş izleri taşıyor. Toplamda 679 dikişle tamir edilmiş olan bu hatıra, sıradan bir giysi olmanın ötesinde, derin bir edebi ve kültürel anlam taşıyor. Her bir yama ve dikiş, adeta Üstadın eserlerinin nesiller boyu süren etkisini ve edebiyatın evrensel bağlamını temsil ediyor. Ayrıca, bu palto, gündelik hayatta sıradan görünen şeylerin içinde saklı olağanüstü gerçeklikleri ve insan ruhunun karmaşık yapısını simgeleyen bir metafor olarak da değerlendirilebilir. Üstadın, paltoyu yenileme tekliflerine rağmen yaklaşık 35 yıl boyunca giymesi, ekonomik bir tercihten çok, daha derin düşünsel ve kültürel bir anlam taşıyor olabilir. Bu, belki de bireysel tercihlerin ve tüketim alışkanlıklarının toplumsal ve kültürel değerler karşısındaki yerini sorgulayan dervişane bir duruşun yansımasıdır.” dedi.

Editör: Aziz Fidancı