Diyarbakır'ın meşhur tarımsal ürününün özellikleri, bir asır önce gazetelerde anlatıldı.

Diyarbakır'da, Dicle Nehri'nin kıyısında özel bir yöntemle yetiştirilen devasa karpuzlar, bölgenin tarımsal zenginliğine ışık tutuyor. Her biri 50-60 kilogramı bulan tatlı karpuzlar, özenle hazırlanan kumluklarda yetiştiriliyor.

Geçmiş yıllarda büyüklükleri nedeniyle kılıçlarla kesilen ve develerle taşınan karpuzların nasıl bu kadar büyük olduğu ise hep ilgi ve merak konusu oldu. Bu ilgi ve merak nedeniyle de gazetelerde sıkça karpuz ile ilgili haberler yer alıyordu.

''Urfakapı'daki çatlaklar onarıldı'' ''Urfakapı'daki çatlaklar onarıldı''

KUYULAR DA YETİŞTİRİLİYORDU

Yaklaşık bir asır önce yayımlanan bir gazete; ''Diyarbekirin elli kiloluk meşhur karpuzlarını nasıl yetiştirirler, nasıl büyütürler'' başlığıyla detaylı bir habere yer verdi. 

Mevsimlik su bolluğu sona erdikten sonra, Dicle'nin kıyısındaki kumluklarda yaklaşık bir metre derinliğinde özel kuyular açılıyor. Karpuz fideleri bu kuyulara dikilerek gübreleniyor. Fidelerin büyümesi sürecinde güvercin gübresi kullanılarak kökler besleniyor ve kuyular kademeli olarak dolduruluyor. Karpuzun olgunlaşması için bu özenle hazırlanan ortam bekleniyor.

GEÇ OLGUNLAŞTIĞI İÇİN DAYANIKLI

Dicle karpuzları, geç olgunlaştığı için dayanıklılıklarıyla dikkat çekiyor ve bu özelliği sayesinde kış aylarında bile Diyarbakır'da bulunabiliyordu. 

Diyarbakır'da 1930'lu yıllarda karpuzun kilogramının 5 gümüş kuruşa satıldığına yer veren gazetedeki haberde, şu ifadelere yer veriliyor:

''Bir çiftçi, 150 kuyusuyla yaklaşık 3 bin adet 50 kilogramlık dev karpuz üretebiliyor. Bu üretim, hem masrafını karşılıyor hem de önemli bir kar getirisi sağlıyor.'' 

KARPUZ SADECE BİR TARIMSAL FAALİYET DEĞİLDİ

Dicle Nehri kenarında karpuzların yetiştirilmesi sadece bir tarımsal faaliyet değildi. Aynı zamanda çiftçiler için ayrı bir zevk kaynağıydı. Karpuz tarlalarının bulunduğu Dicle Nehri kenarında, "hülle" adı verilen özel kulübeler kurularak beklemek için keyifli alanlar oluşturuluyordu.

Misafir odaları, mutfağın da bulunduğu ve nehrin iki yakasına kurulan hülleler, akşamları ışıklandırılarak canlanıyor, çeşitli etkinliklerle renkleniyordu.

Editör: EYYUP KAÇAR