Doğan, “7’den 70’e, küçükten büyüğe herkes o kurumun doğal üyesidir. Bu kurumsal yapıda aşk, emek, erdem, iyilik, güzellik gibi evrensel değerler vardır ve o motivasyon enerjiye bağlanmıştır. Halk kurumsallığında bu tamamen sosyal sigorta görevi görüyor” dedi.

Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Hızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder.

Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur. Hızır orucu tarihleri çeşitli bölgelerde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlayarak Şubat ayı ortalarına hatta Mart ayına kadar devam eder.

Cemal Abdal Ocağı pirlerinden İsmail Doğan, Hızır aylarının Alevi inancındaki tarihsel-toplumsal yerini, ibadet aylarındaki geleneksel ritüelleri, farklı inançlardaki mitolojik anlatımları değerlendirdi.

“Hızır, Alevilerde sosyal bir kurumdur”

Mardin'de kitap fuarı Mardin'de kitap fuarı

Hızır’ın Alevi inancında sosyal, kurumsal bir yapıya kavuştuğunu söyleyen Doğan, “Anadolu’da yaşayan bir çok halkta Hızır kavramı vardır. Darda, zorda olana yardım etmek ve insan sıfatında olup da karşılıksız çıkarsız, gösterişsiz, yapılan hizmet o erdem, eylem türüne Hızır’ın eylemi diyorlardı. Hiçbir inanç ve ibadette Hızır kavramı sosyal kurumsal bir yapıya kavuşmamıştır. Ama Aleviler, Kızılbaşlar ve Bektaşilerde çok düşünsel, davranışsal olarak sosyal sivil halk kurumsallığı yerine oturmuştur. Yardım eden, darda, zorda olanı kurtaran ve bu içtihatı da inancımızda çok iyi bir terminoloji yapmıştır. Bu kavram günü birlik dahi kullanılıyor” diye konuştu.

“Hızır resmi bayram gibi kutlanıyor”

Doğan, Hızır ayının Alevilerde resmileşmiş bir bayram havası aldığını söyledi. İbadet ağırlığının bu aylara yayıldığını ve kurumsallaşmış bir otokontrol sistemi olduğunu belirten Doğan şöyle devam etti:

“Şubat ayında inançsal ve sürekli olarak kullanılması için sosyal, toplumsallaştırılmış ve hatta Mart ayının sonlarına kadar Hızır ibadetlerinin, cemlerinin yapılması vardır. Bu aylarda en çok ibadetin yapılması yanında bir de görgü yapılmasıdır. Görgü de sosyal toplumsal olaylarla, ailedeki huzur, mutluluk, kapı komşusuyla ve toplumsallıkla olan ilişkiler sorgu edilir. Alevi Kızılbaşlar, Hızır ayını resmileşmiş bir bayram gibi kutlayarak yaşıyorlar, hem de ibadet ağırlıklarını bu aylara yerleştirmişler. Aile görgüleri, kapı komşu hakları, toplumsal sorunlar, ikrar verme ve alma Hızır ayında başlıyor. Şubat ayından Mart ayına kadar Hızır bir inanç, felsefe olarak insanın doğayla ilişkisi, kusurlarını dile getirerek özünü dara çekmesi, rehber huzurunda herkesle barışık yaşamasında yerini alıyor. Bu kurumsallaşmış bir otokontrol sistemidir.”

“Hızır, darda/ zorda olana sosyal sigortadır”

Hızır inancının Alevilikte sosyal bir kurumsallaşma hali alarak darda, zorda olana toplumsal bir sigorta olduğunu ifade eden Doğan, “Herkes günü birlik yaşamında darda, zorda olduğunda yardım edildiğinde, ‘sen bana Hızır gibi yetiştin’ der. Bu bir insan sıfatıdır ve insan yardımlaşmasıdır. Düşündüğümüzde Alevi ocaklar yapısında ve sosyal sivil halk kurumsallığında bir organize biçimi olarak insanı insana sigortalama biçimidir. Yine bu sigortalanma biçimi musahiplik ve kirvelikte de öyledir. Ama Hızır ilişkisi çok daha ön planda ve tamamen sosyal sigorta görevi görüyor. Herkes sosyal sivil olarak onun üyesidir ve insan olarak Hızır’ın görevini alır, darda ve zorda olana yardım eder. Küskün, kırgın dahi olsa kendisine yapılanı unutur ve gurur yapmadan ona insan sıfatında yardım eder. Bunu Hızır aşkına ve adına yapar” şeklinde konuştu.

“7’den 70’e herkes o kurumun doğal üyesidir”

Doğan, devamında ise, “Alevilikte Hızır evrenselleşmiş ve oturmuş bir kurumdur. 7’den 70’e, küçükten büyüğe herkes o kurumun doğal üyesidir. Binlerce yıldır darda zorda olan yetişmek, hatasını kusurunu anlamak, toplumsal ilişkilerini barışık kılmak ve en çok bu ayda özlerini dara çekip sorguluyorlar. Bu kurumsal yapıda aşk, emek, erdem, iyilik, güzellik gibi evrensel değerler vardır ve o motivasyon enerjiye bağlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“Pirler talibine gider ve bu mart ayına kadar sürer”

Hızır aylarında pirlerin mürşit ocaklarındaki pirlerini çağırarak sorgu gördükten sonra taliplerine gittiğini ve Mart ayına kadar bu hizmetin sürdüğünü kaydeden Doğan, şunları kaydetti:

“Biz ocak pirleri önce kendi hanemizin Hızır’ını yapar, üç gün Hızır orucu tutar ve kapı komşularımızla helalleşirdik. Pirimiz, rehberimiz gelir cem yapar ve kendi görgümüzü görürdük. Ondan sonra ise talip köylerine yaya olarak giderdik. Bu bütün ocaklarda vardı ve herkes kendi Mart ayına kadar da talibine giderdi. Talipler istediği takdirde hem görgülerini hem de cemlerini yapıyorlardı. Görgü, talibin arzusu üzerine yapılır. Pir, rehber veya mürşit cem isteyemez. O ocağın üyesi olan talip bu sınavı vermek ister ise görgüsü görülür. Hak ve hakikatini değerler üzerinde yaşatan da taliptir.” (Kaynak: PİRHA)

Editör: Nazmi Kahraman